İSRAİL- MISIR ARASINDAKİ ENERJİ İLİŞKİSİ ANALİZİ

Uzun yıllardır süre gelen Mısır ve   İsrail tarihi açıdan ve enerji iş birliğini kapsayan çok yönlü bir ilişkiye sahiptir. Bu ilişkiler bölgesel, güvenlik, ekonomik iş birlikleri ve enerji güvenliği bakımından çeşitli faktörlerin etkileşimi ile şekillenmektedir. Geçmiş zamandan itibaren Mısır modern diplomatik çabalarının bir parçası olarak enerji girişimlerinde aktif rol oynamaktadır.

Aynı zamanda, Mısır Ekonomik ve politik istikrar sağlamak sadece ulusal çıkar açısından değil, düzensiz göç konularında geniş bölgesel ve küresel dinamikler açısından önemli bir rol oynamaktadır.

İsrail ve Mısır arasındaki ilişkilerin geçmişi ve bugünü gelecek için umut olabilir mi?

Son yıllarda ortaya çıkan bütün dünyada yankı uyandıran doğal gaz bulguları ve Doğu Akdeniz ortaya çıkan önemli hidrokarbon kaynakların potansiyelleri ile uluslararası alanlarda ilgiyle karşılanmıştır. Kaynakların geliştirilmesiyle birlikte Akdeniz bölgesindeki enerji haritasını önemli ölçüde değiştirme potansiyeli taşıdığı görülmektedir. Bu potansiyel, enerji güvenliğini, ekonomik refahı ve bölgesel iş birliğini teşvik ettiği görülmektedir. Aynı zamanda, jeopolitik mücadelenin ana birleşeni haline geldiği ve mevcut anlaşmazlıkları körükleme ve bölge içerisinde çeşitli sürtüşmelere yol açma gücüne sahiptir. Doğal gaz rezervleri ile bölgeye getiriler sağladığı ve Doğu Akdeniz’de bulunan enerji şirketlerine fayda sağlayarak üçüncü derece olan ülkelerin uluslararası politikalarını etkilemektedir.

Bu enerji kaynakları aracılığıyla bölgeler arası jeopolitik konum ve jeoekonomik açıdan devletler arası ilişkileri arasında hem önem arz etmektedir hem de avantaj sağlamaktadır. Ancak, devletler arasında güvensizlik algısının oluşmasını sağlayarak gerçekleşen ilişkileri olumsuz anlamda etkileyebilme potansiyeline sahip olduğu görülmektedir.

Uluslararası devletler arasında gerçekleştirilen bölgesel anlaşmalar üzerinden kıyıdaş devletler olan İsrail, Mısır, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi, Suriye Lübnan, Libya, Tunus ve Türkiye arasında gerçekleştirilen önemli gelişmelerle birlikte bölgesel tansiyonu olumlu ve olumsuz şekilde etkilediği ve bölgesel enerji haritasının şekillenmesinde büyük rol oynamışlardır.

Bu gelişmeler sonucunda, devletlerin siyasi ve ekonomik yaklaşımlarını dönüştürüldüğü görülmektedir. Aynı zamanda, enerji güvenliği bağlamında ikili ilişkileri etkilediği görülmektedir.

İki ülke arasındaki ilişkiler ele alındığında, 20. Yüzyıl itibari ile başlayarak 1979 yılına kadar iki ülke birbiri ile mücadele içerisinde olmuştur. Ancak, 21 yüzyıl itibari ile iki ülke arasındaki ilişkilerde özellikle Orta Doğu’da ve Doğu Akdeniz’de bölge ilişkileri ve barışı açısından dönüm noktası olmuştur.

1978 yıllında imzalanan Camp David Antlaşması ile ABD Sina Yarımadası’ndan çekilmek şartı getirilerek İsrail bakımından önemli bir gelişme olan 15 yıllık enerji ihtiyacı karşılamak için garantisi vermiştir. Ancak, Mısır ve İsrail arasındaki ilişkilerin düzelmesiyle birlikte imzalanan Camp David Antlaşmasında gizli oluşturulan madde ile İsrail Mısır’daki petrol ve doğalgaz ihalelerine girme hakkı tanınmıştır. Kısa bir süre sonra gerçekleşen Oslo Antlaşmasıyla birlikte İsrail FKÖ tanımasıyla birlikte hem İsrail açısından hem de Mısır açısından çeşitli yardımlar verilmiştir.  İsrail ile Mısır adına Camp David antlaşmasını imzalamayan Enver Sedat’ın öldürülmesinin ardında ülke içerinde karışıklıklar meydana gelmiştir. Ülke içerisinde milli çıkarlara aykırı gerçekleştirildiği gerekçesiyle ülke içerisinde can güvenliğinin olamadığı görülmektedir.

Antlaşmanın imzalanmasının ardından Mısır ve İsrail arasında istihbarat örgütleri arasındaki ilişkinin ilerlediği ve yeni bir ticari boyut oluştuğu gözlemlenmektedir. Aynı zamanda, yeni ticaret boyutuyla birlikte ve İsrail ile olan ilişkileri bakımından İskenderiye limanın ’da 1,2 milyar dolar değerinde petrol rafineri yapan yeni bir şirket kurulmuştur. Bu şirketin kurulmasında İsrail’in büyük bir payı olduğu görülmektedir. Birçok olağan üstü derecede imtiyazlar verildiği görülmektedir. Şirketin başında olan ve yolsuzluktan hüküm giymiş Hüseyin Salim’in Hüsnü Mübarek olan yakınlığından kaynaklı olarak petrol bakanı olma yolunda ilerlediği görülmektedir.  Kısa süre sonra petrol bakanı olmasının ardından Samih Fehmi dönemim kurulan EMG şirketine Mısır tarafından çıkartılan doğalgazı satışını gerçekleştirmek için yetki verilmiştir. Bu gelişmeyle birlikte, şirket iki bölge olan El-Ariş ile Askelon arasında doğalgaz boru hattı kurarak İsrail’e satışını gerçekleştirmiştir.  Gerçekleştirilen doğalgaz satışının şartları ele alındığında dünyada doğalgazın fiyat olarak ortalama 12,5 dolar olduğu görülmektedir. Ancak Avrupa ülkesi olan Almanya’da ise Rusya’dan temin ettiği doğalgaza ortalama 8 dolar ödeme yaparken; Mısır ise çok ucuz bir tutarda EMG firmasına 1,5 dolara sattığı görülmektedir. Aynı zamanda EMG firması Mısır’dan aldığı gazı İsrail devletine 2,5 dolar fiyatında piyasa şartlarının çok altında satış gerçekleştirmesiyle birlikte Mısır devleti birkaç yıl içerisinde yaklaşık 11 milyar dolar zarar etmesine yol açmıştır. Bu gelişmelerin sonucunda EMG firması değer olarak zengin olurken İsrail Devleti ise çok ucuz bir şekilde enerji üretebilmektedir.

Tüm bu gelişen olayların sonucunda, son yıllarda ekonomik açıdan zor bir süreç geçiren Mısır, sahip olduğu boru hattının kapatılmasın ardından önceki dönemlerde EMG şirketi ile gerçekleştirdiği halktan gizlenen antlaşmaların içerdiği maddeleri sonucunda EMG ve diğer var olan gaz şirketleri tarafından Mısır devletine karşı açılan davaların sonucunda devlet tarafından toplamda 20 milyar dolar ödemek zorunda kalmıştır. Yaşanan gelişmeler sonucunda toplum tarafından Mısır devletine karşı tepkilerin çoğalmasıyla beraber 2011 yıllında Tahrir Meydanında halk tarafından  isyanlar  çıkmıştır.

Mısır devletinin döviz rezervlerinin yaklaşık olarak 15 milyar doları bulmasıyla birlikte devletin iflası olarak adlandırılmaktadır. Ülke içerisinde enerji sıkıntısının gün geçtikçe artmasıyla yaşamı olumsuz etkilemektedir. O dönemde başa gelen Muhammed Mursi devletin zor durumdan çıkması için adımlar atmıştır. Ancak, attığı adımlar sonucunda onun iktidarının sonunu getirmiştir.

Mısır Devletinin güç Erozyonu nasıl gerçekleşiyor?

Benzin sıkıntısının artmasının ardından manipüle girişimlerinin çoğalmasıyla ordu yönetime el koymuştur. Mısır üzerinde baskı oluşturmuşlardır. Ancak, Sisi yönetiminin başa geçmesinin ardından, son dönemlerde ekonomik açıdan zor bir dönem geçiren Mısır devletine Avrupa Birliği tarafından yardım desteği verilmiştir. Toplamda AB tarafından 8 milyar dolarlık destek anlaşması imzalanarak Mısır devletine kısmı olarak geçici çözüm getirmiştir. Aynı zamanda, geçici bir çözüm aramaya devam etmiştir. Bir süre sonra körfez ülkeleri tarafından finansman tedariki sağlanarak toplamda 8 milyar dolar yardım anlaşması Mısır devleti ile imzalanmıştır. Yardım girişimlerinin hızlanmasıyla birlikte Abdul Fettah es- Sisi yönetimi, hızlı girişimlerle beraber ekonomik sorunların üstesinden gelmeye çalışmaktadır. Bu süreç içerisinde Sisi yönetimi tekrardan İsrail devleti ile temas kurulmuştur ve önceki süreçte kaldırılan uluslararası şirketlerin petrol ve doğalgaz ticareti yendin başlamıştır. Tüm bu süreçlerin sonunda, Mısır devleti Mali açıdan dış yardımlara bağımlı hale gelmiştir.

Tüm bu gelişmeler devam ederken 2010 yıllında, İsrail devleti tarafından Akdeniz’deki Leviathan ve Tamar Bölgesinde yaklaşık olarak toplamda 740 milyon değerinde doğal gaz rezervi keşfederek işletmeye başlamıştır. Bu süreç sonucunda İsrail Devleti için’’İkinci Kuruluşu’’ olarak kabul edilmiştir. Bu süreçle birlikte Mısır devletinin hem ekonomik bağımsızlığını kaybetmesi hem de ülke tarafından üretilen doğalgaz kaynaklarının kendi iç                                        taleplerini karşılayamaması ve EMG firmasına olan 8 milyar dolar, çeşitli gaz şirketlerine 6 milyar dolar ve İspanyol firması Union Fenosa’ya olan 6 milyar dolar borcu olmasından dolayı Ülkenin enerji ihtiyacını karşılaması gittikçe zorlaşmıştır. Bu süreç sonunda EMG firmasını sahip olduğu doğal gaz boru hattını tersine çalıştırarak Mısır tarafından tekrardan makul şartlarda alabilme imkânı oluşmuştur. Ancak, İsrail tarafından Mısıra gerçekleşecek olduğu ticaret için ücret harici belli şartlar sunmuştur. Bu şartlardan ilki her daim kontrol edebilecekleri bir Mısır devletinin olmasını istemektedirler. İkinci olarak ve en önemli şartlarından biri olan Süveyş kanalına kullanım serbestliği sağlanarak üretmiş olduğu LNG gazını Asya ve Uzakdoğu’ya satma imkanını elde etmek istiyordur. Bu iki şart ile Mısır devletini gelecek yıllarda kendine bağımlı hale getirmeyi hedeflemektedir. Bu durum Mısır devleti için gelecek yıllarda istikbalini kaybedeceği ön görülmektedir.

Mısır- İsrail-AB gaz anlaşması ve Ortadoğu’nun yeni akıbeti:

Sonuç olarak, Kahire’nin dış politika alanında hareket alanlarının daralmasına sebep olmasıyla birlikte Mısır’ın daha içe dönük bir hareket etmesine neden olmuştur. Son gelişmelerden biri olan da Rusya’ya karşı olan enerji bağımlılığını azaltmak amacıyla AB, İsrail ve Mısır devletleri arasında üçlü gaz anlaşmaları imzalamışlardır. Bu süreç neticesinde 2018 yıllından itibaren günümüze kadar İsrail devleti ile diğer ülkeler AB ülkelerine gaz ihracatı yapmayı hedeflemişlerdir. Planladıkları hedef doğrultusunda Rusya’ya olan gaz bağımlılığını azaltarak farklı kaynaklardan gaz ihtiyacını karşılamayı hedeflemektedirler.

Yapılan bu önemli anlaşma için AB komisyon Başkanı Ursula Vonder Leven şu şekilde ifade etmektedir’ ’Bu tarihi anlaşmanın imzalanmasını memnuniyetle karşıladıklarını ve bu anlaşmanın Avrupa’nın enerji güvenliğine katkıda bulunacaktır’’ ifadelerini kullanmıştır.

Sonuç olarak, 1979 yıllında Mısır ve İsrail devletleri arasında imzaladıkları Camp David anlaşmasıyla birlikte tam 43 yıl ara geçmesinin ardından iki ülke arasındaki ortak ilişkilerin ve statükonun temel taşını oluşturmuştur. Günümüzde bu anlaşmayla birlikte ilk kez bir Arap ülkesi İsrail devletini resmen tanıyarak bulunduğu topraklar üzerinde meşrutiyetini kabul etmiştir. Aynı zamanda, 2018 yıllında özel sektör içerisinde bulunan Dolphinus şirketi İsrail gazını ithal ederek Avrupa’ya aktarmak amacıyla anlaşma imzalayarak Doğu Akdeniz’de gerçekleşen ticaret için bölgesel bir merkez haline getirmiştir. Bu sayede 2020 yıllında İsrail’de bulunan gaz ve petrol gelirlerini yüzde 29,4 oranında artırmıştır. En çok gelir ede eden ülke olmuştur. Gerçekleşen bu süreçlerle birlikte Tel Aviv Mısır’a olan ihracatını büyük oranda artırmıştır. Bu çerçevede Ortadoğuda bulunan komşu ülkelerin bölgesel enerji merkezi olmayı planlamasıyla birlikte ülkeler arasındaki enerji ilişkilerini derinleştirmiştir. 2021 yıllındaki Doğal gaz ihracat hacminin artmasıyla Mısır küresel pazar için güvenilir bir alternatif tedarikçi haline gelmiştir. Böylelikle 2018 yıllından günümüze kadar Mısır Devleti kendi kendine yeterliliği ulaştığı görülmektedir. 2020/2021 yıllında gaz üretimi 66,2 milyar m3 ulaşırken, tüketim oranı 61,9 milyar m3 ulaşmıştır. 2019/2020 yıllında ise üretim oranı 61,2 milyar m3 olduğu görülürken, tüketim oranı ise 59,6 milyar m3 şeklinde gerçekleştiği görülmektedir. 

Kahire ve Tel Aviv Arasındaki İlişkinin Geleceği:

Kahire ile Tel Aviv arasında ekonomik ve mali açıdan ilişkilerini güçlendirmek için yeni adımlar atılmaya devam etmektedir. Nedeni ise Kahire İsrail hükümeti ile ilişkilerinin güçlü olmasını siyasi olarak değil ekonomik açıdan daha çok önemsemektedirler. İki ülke arasında Yeni iletişimler kurularak gerçek ve doğrudan kazanımlar elde etmeyi hedeflemişlerdir. Böylelikle Arap-İsrail ilişkileri önemli bir boyut kazanmıştır. İki ülke arasında nisan ayında ülkeler arası (Tel Aviv ve Şarm el Şeyh) doğrudan uçuş kararı alınarak anlaşmalar yapılmıştır. Ayrıca, 2020 yıllında başlayan doğal gaz ihracatı ile İsrail devleti Ürdün üzerinden Mısır’a doğal gaz ihracatı yapmayı kabul etmiştir. Böylelikle ikinci ihracat boru hattı oluşmuştur. Ancak Mısır devleti İsrail ile olan ilişkilerini hükümet boyutunda değil, devlet boyutunda yapmayı hedeflemektedir. Böylelikle, petrol ve enerji alanlarına yatırımlar artmıştır.

Petrol ve enerji ilişkilerinin yanında Kahire’nin bölgesel önemi neticesinde çıkarlarına yakın olması sebebiyle ilişkilerini her iki ülkede daha uzun bir süre artırmayı hedefliyorlardır. Nedeni ise Mısır’ın Yunanistan ve Kıbrıs ile sınırlarını çizmesine rağmen İsrail devleti deniz sınırlarını belirlememiştir. Bu nedenle İsrail ile devem etmekte olan çözülmemiş sorunları vardır. Ancak Kahire bölgesi sayesinde siyasi meseleleri önemli ölçüde tekrardan değerlendirerek ikili ve kolektif şekilde yeni bir aşamaya geçilmiştir.

Sonuç olarak, Kahire ve ABD’nin ağırlık merkezi olması ve en yakın ülke olması ve aynı zamanda İsrail’in Akdeniz Gaz Formuna üye olmasından kaynaklı bölgesel tehditler karşısında aktif bir rol alarak deniz ittifakında bölgede tam olarak interaktif ortak haline gelmeyi hedeflemektedir.

 

KAYNAKÇA:

1-https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-ekonomik-zorluklar-ve-dis-yardim-kiskacinda-misir/3170302

2-https://www.evrensel.net/haber/464060/misir-israil-ab-gaz-anlasmasi-ve-ortadogunun-yeni-cehresi#google_vignette

3-https://stratejikortak.com/2016/07/israil-misir-iliskileri.html

4-https://www.al-monitor.com/tr/originals/2022/02/israel-egypt-tighten-energy-ties

5-Kalyoncuoğlu, K. S. ve Kalyoncuoğlu, S. (2022). Enerji güvenliği bağlamında Doğu Akdeniz’deki gelişmeler: Türkiye-Mısır ilişkileri. Türkiye Politik Çalışmalar Dergisi, 2(1), 19-29.

6-Mısır – İsrail İlişkilerinin Bugünü, Gelecek için Umut Olabilir mi? Prof. Dr. Sema KALAYCOĞLU Mısır_pdf_4cb7c69a-0bb7-4e3e-acd0-deb8dbc98dac.pdf

 

Yazan: Zeynep İnan

Leave A Comment

At vero eos et accusamus et iusto odio digni goikussimos ducimus qui to bonfo blanditiis praese. Ntium voluum deleniti atque.

Melbourne, Australia
(Sat - Thursday)
(10am - 05 pm)